SANAT HABERLERİ KÖŞE DİYOR Kİ AKTÜEL

Mona Lisa’yı Kim Çaldı

 

ART-IK

Paylaş
Mona Lisa, dünyada en çok bilinen sanat eseri seçildi. İlginçtir, yapılan araştırmada resimle ilgisi olmayan 2000 kişi de Mona Lisa’yı en azından ismen biliyordu. Mona Lisa’nın bir diğer özelliği ise kendisine fiyat biçilememesi. Bilinmeyen bir diğer özelliği de onlarca insanın hayatını karartması.

Mona Lisa, bir çok kez çalındı, birçok kez de çalınma tehlikesi geçirdi. Hem çalanların hem de çalma girişimi yapanların hayatları karardı. Hayatı kararanlardan bir tanesi de ünlü Fransız Şair, yazar, sanat eleştirmeni Guillaume Apollinaire’di.

Şiirlerinde cesur ve aykırı bir teknik deneyen Fransız şair Guillaume Apollinaire, edebiyat ve sanat çevrelerinde gelişen tüm öncü akımların içinde yer aldı. Polonyalı bir anne ile İtalyan bir babanın oğluydu ve ailesinin kimliğini gizli tuttu.

Guillaume Apollinaire , yani Wilhelm Apollinaris de Kostrowitsky olan Apollinaire Polonyalı bir anne ile İtalyan bir babanın oğludur. 1880 yılında Roma'da doğdu. Monako'daki Collège Saint-Charles'da Fransızca öğrenim gördü. Paris'e yerleşti, Nice'de çeşitli okullara eğitimine devam etti. Edebiyat ve resim çevrelerinde sık sık görünmeye başladı. 1903'te Le Festin d'Esope adlı dergiyi kurdu. Fransa'da Pablo Picasso, André Derain, Marie Laurencin ile tanıştı. Daha sonra Almanya Rhineland'e giderek, bir süre öğretmenlik yaptı. Bu yıllarda şiirleri Fransız modern şiirleri arasındaydı. 1911 yılında Pablo Picasso ve Georges Braque ile birlikte Kubist Oda 41'in düzenlenmesine yardım etti. Böylelikle resim eleştirmenliğine ağırlık verdi. İlerleyen yıllarda edebiyata özellikle şiirlere bir resim akımı olan kübizmi oturttu. Kübizme duyduğu ilgi ile birlikte sürrealizmi benimsedi

Yüzyılın başlarında Picasso ve Picabia'yla yakın dostluklar kuran Guillaume Apollinaire, kolaylıkla onların düşünce biçimlerini benimsemiş ve yalnızca onların kuramlarını özümsemekle kalmayıp, bu kuramları genişletmiş ve onlara açıklık getirmiştir. Kübistler 1911 yılında ilk sergilerini açtıklarında Apollinaire Peintres Cubistes adlı yapıtında onların çalışmalrını halka tanıtmıştır;bu yapıtın da kübist grubun çalışmalrını anlayan bir içgörü ve diyalektik yetiyle Picasso, Braque, Metzinger, Maire Laurençin, Picabia ve öteki ressamların amaçlarını ve niteliklerini ortaya koymuştur.

Aynı zamanda sanat eleştirmeni olan Guillaume Apollinaire "sürrealizm" kavramını ilk ortaya atan kişidir. Yegane sanat eleştirisi kitabı olan "Kübist Ressamlar" Yapı Kredi Yayınları tarafından basılmıştır. (Kübist ressamların resimlerini analiz ettiği Kübist Ressamlar adlı yapıtıyla kübizmden ayrılıp, kuramlarını ve öncülüğünü kendisinin yaptığı Orfizm’i benimsedi. Şiirlerinde noktalama işaretlerini kaldırdı, harflerle desenler oluşturarak biçimi öne çıkardı. Picasso’nun resimde kullandığı yapıştırma tekniğini şiirde kullandı)

Guillaume Apollinaire’nin büyük bir travma yaşamasına neden olan olay ise Picasso ile birlikte Mona Lisa’yı çalma suçundan tutuklanmasıydı. Picasso ile Fernande, yazı Fransız Katalonya'sındaki Céret'de, heykeltraş Manolo Hugué (1872-1945) ve ressam Frank Burty Haviland (1879-1971) ile birlikte geçirdiler; Max Jacob ve Braque da Céret'ye geldi. Paris'e döndüklerinde, ellerinde çalıntı İberya heykelleri olan Picasso ile Apollinaire, ünlü Mona Lisa davasına karıştılar. Picasso salıverildi, ancak Apollinaire birkaç gün hapiste kaldı. (Picasso, İberya ve Afrika heykelleri ile ilgilenmiş, araştırmalar yapmıştır. Bu heykellerle birlikte eski çağlardan süzülüp gelmiş formlar Picasso’ya doğal örneklerden stilize edilmiş biçimler yaratma, bunları geometrik desenler olarak düzenleme ve en sonunda en köktenci bir yaklaşımla deforme etme esini vermiştir, denir. Picasso, bunları açık yüreklilikle ve sınırsızca resmine taşımıştır)

Bazı kaynaklara göre olay şundan ibaretti; evinde kalan Gery Pieret isimli konuğunun, Louvre Müzesi’nden çaldığı ve kendisinin de şöminenin üzerine özenle yerleştirdiği küçük bir heykel yüzünden tutuklandı. Suçsuz olduğu anlaşılıncaya kadar La Sante hapishanesinde kaldı. Bu onur kırıcı olay onu öylesine etkiledi ki A La Sante isimli şiirinde incinmiş duygularını anlatmaktan kendini alamadı.

Annesinden ve babasından kalma maceracı bir ruhu vardı.orduya gönüllü girdi, büyük savaşa katıldı. 1916'da şakağında, yazılarında " kan yıldızı " diye andığı bir yara aldı. Bu yara bedenini, sürekli güçsüz düşürdü. 1918'de Paris’te İspanyol gribinden öldü.

 

ARSLAN SÜKAN // Siz Uyurken

Ayşegül Sönmez
  TÜRKİYE'DE ÇAĞDAŞ SANAT  
Beral Madra
  TÜRKİYE’DE ÇAĞDAŞ SANAT!  
Michael Dickinson
  En Muhalif Sanatçı  
Cengiz Özer
  Paris'ten transferimiz...  
Gizli
  Resim, Türk medyasının da hizmetinde  
Öztoprak'ın Bilinmeyen Eseri
Sanat konuşmak için Einstein zekasına sahip olmak gerekir!
One More Cup Of Coffee
Sanatçı da Olsa Cennetten Mekan Sahibi Olmak İster
Atatürk Heykelinde Bile Yüzünü Anadolu’ya Dönmüştü…
 
 
www.haberdaret.com (sanat haberleri | haberdar@ ) 2005- 2011 |  sanat haberleri   ersin dündar galeri internet